e-Dergi
Türk hayvancılığı `ŞAP`A OTURDU
02/07/2012
Hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı İzmir ve Ege Bölgesi`ndeki çiftçilerin korkulu rüyası şap hastalığı geri döndü.
Özellikle İzmir`de yaklaşık 300 bin hayvan olduğunu açıklayan Veteriner Hekimler Odası Başkanı Suat Çelikel bunların ortalama yüzde 35`inin hastalığa yakalandığını söyledi.
Gerekli aşılar yapılamadığı sürece ölümle sonuçlanan şap hastalığı tekrar çiftçinin korkulu rüyası oldu. Mutasyona uğrayan Asya 1 Tip şap virüsüne karşı yeni aşının henüz geliştirilememesi hayvancılığa ve ekonomiye büyük zarar verecek. İzmir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Suat Çelikel, devletin veözel sektörün ürettiği şap aşılarının bu yılki virüse karşı etkili olmadığını söyledi.
Geçtiğimiz yıl `Asya 1 Tip` şap virüsüne karşı üretilen aşının bu sene mutasyona uğrayan virüse karşı bir başarı gösteremedğinin altını çizen Çelikel, “Bizim spesifik aşıları bir an önce ve hızlı şekilde üretip, hayvanları aşılamamız gerekiyor. Yaklaşık 2 sene öncesine çok nadir olarak görülen bu hastalık geçen yıl artışa geçti ve bu sene başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesi`ni yoğun şekilde etkiledi” dedi.
İzmir`de özellikle Ödemiş, Beydağ, Kiraz, Bozdağ, Bergama gibi ilçelerde toplam 300 bin civarında hayvan olduğunu tahmin edttiklerini açıklayan Suat Çelikel, “Bu hayvanların yüzde 30-35`inin şap hastalığından etkilendiğini düşünüyoruz. Bu da aşağı yukarı 100 bin gibi bir sayıyı karşımıza çıkarıyor.
Önceki yıllarda hastalığa yakalanan hayvanlarını çiftçilerin Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri`ne bildirdiğinin altını çizen Başkan Çelikel, “Bu bildirim neticesi eğer çiftçinin hayvanı şaptan ölürse kendisine devlet tazminat öderdi. Fakat geçen sene bunu kaldırdıkları için çiftçilerimiz de bildirimde bulunmamayı tercih ediyor.
Hastalığın bu denli artışında bu bildirimlerin yapılmaması olduğu gibi geçtiğimiz yıllarda görülen Asya 1 Tip`e karşı aşılanan hayvanların mutasyona uğrayan virüsü yenememesi sonucu hayvanın ölmesi; bunun sonucunda da diğer çiftçilerin `Aşı yapıldığı için öldü` yönündeki sözleri hastalağın artmasına neden oldu” diye konuştu. Kabaca bir hesap yapıldığında ortalama bir hayvanın 2 bin lira olduğu düşünülürse zararın 200 milyon lirayı bulabileceği tahmin ediliyor.
Hastalığın bulaşıcı olduğunu vurgulayan Çelikel, “Doğu illerinden gelen hayvanlarda bu hastalık olduğunda güzergah boyunca geçtikleri alanlarda bu hastalığı yaymaktalar. Çünkü havadan da kilometrelerce uzağa taşınabilmekte. O nedenle hayvanların çok yoğun şekilde denetlenmesi, hastalık görüldüğünde de bölgenin hemen karantinaya alınması şart. Ankara`da Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`na bağlı enstitüde aşı üretimi yapılyor ama bu üretim uzun sürdüğü için çiftçiye ulaşması da çok geç olabiliyor” şeklinde konuştu.
Şap Hastalığı nedir?
Halk arasında tabak hastalığı olarak bilinen, bütün çift tırnaklı hayvan türlerinde görülebilen bulaşıcı bir hastalıktır. Aft Humması, ayak-ağız hastalığı isimleri de kullanılmaktadır. Sığırlar, domuzlar, koyunlar ve keçiler hastalığa çok çabuk yakalanırlar. Hastalıklı hayvanların sütünü içen küçük çocuklarda, bulaşık yer ve eşyaları kullanan yetişkinlerde de ağız, göz ve parmak aralarında küçük su kesecikleri görülebilir. Fakat hastalığın insanlar için tehlikeli olmadığı düşünülmektedir. İnsanlar, virüsten etkilenmiş bir hayvanın etini tüketmekle veya diğer insanlardan hastalığı kapmaz.
Hastalığa yakalanan hayvanlarda ağız içi, tırnaklar, memeler, işkembe de çeşitli (kesecikler) yaralar görülür. Hayvan, yaşına ve cinsiyetine göre hassasiyet gösterir. Şap hastalığının etkeni bir virüs olup, birbirinden farklı 7 tipi mevcuttur. Bunlar A, O, C, Sat 2, Sat 3 ve Asya 1 Tipi olarak adlandırır. Tiplerin içinde ayrıca çok sayıda alt tipler mevcuttur. Koruyucu aşılar buna göre hazırlanır.
Hasta hayvanların sağlamlara teması, idrar, gübre, süt, sparma ile bulaşma olur. Ayrıca hastalık etkeninin bulaşmış olduğu deri, yem, yataklık, ot, su, bakıcı, nakil vasıtaları, hastalıklı etlerden yapılan salam, sosis, gibi ürünler ile fare, kuş, yılan, kaplumbağa, gibi taşıyıcılarla da bulaştırma mümkündür.
Şap, sürüler arasında direk temas ve havadaki virüsün teneffüs edilmesiyle bulaşıyor. Şap virüsü, karada rüzgar yoluyla kilometrelerce uzaklara taşınabiliyor. Suda ise mesafe daha da artıyor. Hasta hayvanların hareket etmesi şapı ayrı sürülere bulaştırabiliyor. Araçlar, aletler, tarım ürünleri ve insanlar da taşıma görevi görüyor. Virüs uzun süre etlerde,iliklerde, iç organlarda ve pastörize edilmemiş ürünlerde yaşayabiliyor.
http://www.gazeteyenigun.com.tr/ekonomi/105662/resmi-ilanlar